Adam duruyordu. Ağır hareketlerle sigarasını içiyordu. Soğuk
hava kara gebeydi. Ama bir türlü yağmamıştı kaç gündür. Parkasının açık olan
son düğmesini de ilikledi. Soğuğu yüreğine mi dışarıya mı hapsettiğini
anlayamadan. Omzuna usulca bir kar
tanesi düştü. Siyahın üstünde bembeyaz.
Beklediği bu değildi. Ama yağmaya başladı. Derin bir nefes daha çekti sigarasından. Ağaçların yapraksız gövdelerini düşündü. Ne kadar güçlüydüler. Ve ne kadar yalnız.
Beyaz örtü kaplamıştı her yeri çabucak. Sanki hey şey bunu
bekliyormuş gibi sessizleşti. Kendini çıplak hissetti. Beyazın üstünde siyah
bir nokta.
Uzaklardan bir ses yaklaşıyordu adımlama ritminde. Bütün sessizliği
yıktı birden. Kendine doğru yaklaştığını anladı, yüreğinin yerinde olup
olmadığını kolaçan etti. Ceplerinde kurumamış bir yaprak. Bulamadı. Sigarasından
son nefesini çekti. Sesler sustu. Arkasını döndü.
Ve kadın.
Karşısındaydı.
-nasılsın? Dedi kadın.
-iyiyim. Dedi adam.
-neden geç kaldın? Dedi
adam. Ben geç kalmadım der gibi baktı kadın. Zaman yavaşlamış gibi karın
yağması bile ağır çekimdeydi. Ellerini tuttu kadının. Üşümüştü. Erkeğin ellerinin
sıcaklığını hissedince derin bir nefes aldı.
Kadının arkasından ayak
izlerini takip eden bir kedi geliyordu. Miskin adımlarla. Önce kadının
etrafında sürtünerek bir tur attı. Erkeği kokladı sonra ayakkabısının üstüne
oturup kadının yüzünü izlemeye başladı.
Kadın konuşmaya başladı. Adam sadece kadının gözlerinin içine
bakıyordu. Kadının buharlaşan nefesini içine çekiyordu. Kokusunu. Kadının elleri ısınmaya başlamıştı. Bir an
durdu kadın. Oturduğu yerden kalkan kediye baktı çaresizce. Kedi adamın
etrafında sürtünerek son bir tur daha attı. Kadına baktı ve geldiği yöne doğru yürümeye başladı. Kadına bakarak
uzaklaşıyordu kedi. Ellerini çekti kadın
adamın ellerinden. Adamın gözlerine bakarken...
-mecburum. Dedi kadın.
Ve geldiği gibi gidiyordu. Uzaklaşan ses ardında sessiz bir çığlık bıraktı
adama.
Kar tipiye çevirdi bir an.
Kıpırdamadan duruyordu. Kar onu da örtmüştü beyaz örtüsüyle.
Önce kedi gitti dedi adam.
Önce kedi sonra kadın.
Kadının ruhunun
kedide saklı olduğunu anladı.
Sarıp sarmalanmayacak kadar dilsiz, küskün ve
yaralı.
Korkak, sevilmeye muhtaç ve narin.
Ama gitti.
Önce kedi gitti...
Önce kedi gitti...
HÜSEYİN ÇAKICI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder